Yazının Tarihi Kısaca Gelişimi

yorumsuz
799 views
Yazının Tarihi Kısaca Gelişimi

Yazının tarihi kısaca açıklıyoruz. Yazının tarihsel yeri , yaşantımızdaki yeri , ilk icadı , yazı türleri kısaca Yazının tarihi ve tarihçesi tek başlık altında resimli olarak detaylarıyla paylaşıyoruz. Bilgiler kütüphane kaynakçalı kitaplardan alıntı yapılarak derlenmiş doğru bilgilerdir. Ödev olarak kullanabilirsiniz. Yazıyı anlatmak için bile yazıyorum. Her neyse başlayalım.

 

 

Yazının Tarihi

Yazı, insanlığın en önemli buluşlarından biridir. Tarih yazının bulunmasıyla başlar. İnsanlar, Taş devirlerinden beri düşünce, duygu ve dileklerini başkalarına aktarabilmek için kalıcı şekiller araştırmışlardır. Bu süreç, basit resimlerden, sembolik biçimlere, oradan da harf dizilerine doğru bir yol izlemiştir. Bugünkü alfabelere binlerce yıllık bir süreçten geçilerek ulaşılabilmiştir.

Yazı Tarihçesi – Yazının Tarihi Gelişimi

Resim Yazıları (Piktografi)

İnsanların ilk sanat eserlerini 30.000 yıl kadar önce, Buzul Çağında (Ren Çağı) mağaralarda yarattığı sanılıyor. Yazının tarihi gelişimi duvarlarda başladı. Mağara duvarlarına kazınarak, boyanarak yapılan ilk resimler büyü işlevini üstlenmişti. Bu resimler insan duygularını, düşüncelerini, inançlarını, olayları dile getiren ilk somut anlatım araçlarıdır.

Süreç içinde resimlerin yan yana sıralanmasıyla anlam dizileri halinde resim yazısı (piktografi) doğdu. Başlangıçta dizideki her resmin güneş, ay, rüzgar, insan gibi geniş kavramları anlatması, kişiye göre değişik anlamlarda algılanmasına neden olmuştur. Ancak bu sembolik resimler içlerinde geleceğin gelişkin alfabe yazılarının kökenini saklıyordu.

Hece Yazısı (Fonografi)

Tarihsel süreç içinde, bir resim anlattığı sözcüğün tüm kavramını değil de yalnızca baştaki sesleri yazmak için kullanılınca hece yazısına ulaşıldı. Bu aşama, alfabe yazısına doğru önemli bir adımdır.Örneğin; “kol” ile “ay” şekilleri yan yana getirilip, iki biçimle, iki heceli “kolay” kavramı anlatılınca hece yazısı yazılmış olur. 2000 yıl öncesine değin kullanılan çivi ve hiyeroglif yazılar, kelime ve hece yazısı karışımı yazılardır. Bugün kullanılan Çin ve Japon yazılan gelişmiş hece yazılarıdır.

Harf Yazısı (Akrofoni)

Zamanla hece yazıları daha da sadeleşti. Yazının tarihi gelişimi ilerleyerek Kullanılan şekil, küçük bir ses birliğinden oluşan hecenin değil, yalnız hecenin başındaki tek sesin sembolü oldu. Böylece harf yazısı “akrofoni”ye (akro: uç, foni: ses) ulaşıldı.

Örneğin; Fenike’de aleph öküz, beth ev demektir. İnsan yaşamında çok önemli yeri olan bu iki varlığın adlarının ilk sesleri olan A ve B’nin sembolik şekilleri iyice sade hale gelip, yazı dizisinin ilk iki harfini oluşturdu. Daha sonralan Grekçede bunlar alfa, beta adlarını almışlardır. Bu iki harfin adından doğan alfabe sözcüğü günümüzde de kullanılmaktadır. Çivi yazısı ve hiyeroglif dünyada kullanılmış olan en eski yazı çeşitleri olarak bilinmektedir.

Güney Mezopotamya’da yapılan arkeolojik kazılarda ele geçen çamurdan yapılmış tabletler üzerinde görülen ilk yazılar, çivi yazısı biçiminde değildir. Bunlar resim yazılarıdır. Resim yazısının gelişmesi ile soldan sağa doğru yazılan çivi yazısı türemiştir.

Uruk kentinde yapılan kazılarda ise M.Ö. 3500 yıllarına ait bulunan tabletler üzerindeki resim yazılar henüz kelime yazısı (Logografi} halindedir. Tek heceli sözcüklerden oluşan Sümer diline en uygun yazı, kelime yazısıdır. Bir balık şekliyle balık kavramı, ayak şekliyle ayak kavramı anlatılmıştır.

Zamanla somut kavramların resimleriyle, soyut kavramların yazılması yolunda gelişmeler olur. örneğin; güneş resmi hem güneşi, hem de gün, ak, parlak kavramlarını anlatmakta kullanılmıştır. Giderek hecelerin yan yana sıralanmasıyla birleşik kelimeler de yazılmıştır. Yazı işaretlerinin hece ve ses değerine ulaşması bundan sonra olmuştur. Çivi yazısı, kelime ve hece yazısı karışımı bir özellik gösterir. 2000 kadar sözcük, hece işareti kullanılmıştır. Bunlardan 100 kadarı en sık kullanılan işaretlerdir.

Çivi yazısı Sümerler, M.Ö. 2400 yıllarında Akadiar, Elamlar, M.Ö. 1700 yıllarında Babiller, Anadolu’da Hititler. M.Ö. 1400 yıllarında Hurriler, MÖ. 900 yıllarında Doğu Anadolu’da Urartular tarafından kullanılmıştır. Bu yazı, yaklaşık 2000 yıl önce yerini hece yazılarına bırakarak unutulmuştur.

Hiyeroglif

Yazının tarihi gelişimi Mısır ile devam etti. Hiyeroglif yazısının en güzel örneklerine Mısır’da rastlanır. Grekçede “kutsal yazı” anlamına gelmektedir. Bugün resim yazı görünümündeki yazı dizilerine genellikle hiyeroglif denilmektedir. 1799 yılında, Napolyon’un Mısır Seferinde Rosetta’da bir tarafı Grekçe, diğer tarafı hiyeroglifle yazılmış bir tablet bulundu. Rosetta taşı adı verilen bu tablet, François Champollion (Fransuva Şampelyon) adlı Fransız arkeoloğu tarafından okundu.

İlk Mısır hiyeroglifleri resim yazısının en özgün örnekleridir. Zamanla hece yazısı aşamasına ulaştığı da görülür. Giderek bazı hecelerin, seslerin de ayrı ayn yazıldığı olmuştur. Hiyeroglif, taş üzerinde ve papirüslerden yapılan kitaplarda sağdan sola, soldan sağa, yukarıdan aşağıya yazılarak kullanılmıştır. Arada maden ve deriden de yazı yüzeyi olarak yararlanılmasına karşın, en yaygın yazı gereci papirüstür.

Papirüsün kolaylıkları sayesinde hiyeroglif şekilleri yalınlaştı, kısaldı. “Hiyeratik Yazı” adı verilen daha kullanışlı bir yazı doğdu. Hiyeroglif ile hiyeratik yazı arasındaki fark, matbaa yazısı ile el yazısı arasındaki ayrım gibidir. Zamanla hiyeratik yazı da gelişerek “Demotik Yazı” türü ortaya çıktı. Demotik, Grekçe halk anlamına gelen demos sözcüğünden türemiştir. Demotik yazı, halkın kullandığı yazıydı.

M.Ö. 200 yıllarından sonra bir tür hiyeroglif yazı Anadolu’da Hititler tarafından kullanılmıştır.

 

 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 26 Ocak 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın