Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı

yorumsuz
517 views
Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı

Uzun masallar serisi ile karşınızdayız. En güzel masallar içinden seçtiğimiz üç kardeş masalı resimli olarak paylaşıyoruz. Bu masal kütüphane kaynakçalı kitaptan alıntı yapılmıştır. Başka yerde yok.  Ödev için kullanabilirsiniz. Hazırsanız başlıyoruz. Bu arada sitemizde çeşitli masallar bulunmaktadır arama yaparak ulaşabilirsiniz.

 

Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı

Bir varmış bir yokmuş…. Allah’ın kulu çokmuş… Çok söylemesi günahmış!  Vaktin birinde bir Tüccar ile üç oğlu varmış.
Zaman duracak değil ya, su gibi akıp gidermiş; eh yıllar, yılları kovalamış. Tüccar, epeyce yaşlanmış; çocukları da rüştiyeyi (ortaokulu) bitirip yetişkin birer delikanlı oluvermişler. Çocuklarını etrafına toplayıp, duygu ve düşüncelerini dile getirmiş:

“Varım, yoğum, alın terimle biriktirdiğim bir çıkın altınım var; ayrıca işinize yarar mı, yaramaz mı? Hepinizce malum, emektar yaşlı bir devemiz var.

Annenizi; siz, çocukken kanserden yitirdik. Şu ana kadar hem anneniz, hem de babanız oldum; zira öksüzlüğünüzü hiçbir zaman hissettirmemeye gayret gösterdim. Yedirdim, içirdim, giydirdim. Hepiniz birer delikanlı oluverdiniz, taşı sıksanız suyunu bile çıkartırsınız. Yaşlandım artık! Bir ayağım burada, diğer ayağım da öbür dünyada. Hepimiz faniyiz, benden bu kadar; gerisi yalan dünya!

Altınları kendi aranızda adilce paylaştırın ve yaşam çizginizi belirleyin bundan sonra. Deveye gelince; şimdilik onu hesaba katmayalım. Ne zaman ki ölürsem; o zaman deveyi de münasip bir şekilde paylaşırsınız. Sakın ha, ola ki:

‘İKKU’ ya kaptırmayın kendinizi!…”“İKKU yasal olmayan bir parti mi, yoksa örgüt mü?”
“Hayır; ne partidir, ne de örgüttür. ‘İKKU’ demek: İçki, Kumar, Kadın, Uyuşturucu batağıdır,” sonra ekleyerek:

“Yolunuz açık, bahtınız bereketli olsun evlatlarım.

”Kardeşler, kendi aralarında altınları bölüştükten sonra babalarına:

“Elveda baba!” deyip, gurbet ellere doğru yol almışlar.Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler; altı ay yaz, bir güz gitmişler; vara vara tanımadık, bilmedik bir şehre gelmişler. Eğlence, kumar, zevk u sefa alabildiğince… O biçim, hoşuna gitmiş Büyük Kardeşin, kalmayı yeğlemiş.

Ortanca Kardeş ile Küçük Kardeş yollarına devam etmiş. Karşılarına bir şehir daha çıkmış; sıra sıra meyhaneler. Mankenlere taş çıkartacak denli beyaz tenli, sarışın, kumral, güzel gözlü kızlar, kadınlar çıkmış. Ortanca Kardeş de, burayı beğenip kalmış.

Küçük Kardeş yapayalnız yoluna devam etmiş. O da, daha büyük bir şehre gelmiş. Şehrin etrafı Kültür Abidesi mübarek. Açık müze konumundaymış adeta. Küçük Kardeş, burayı çok beğenip, kalmış.

Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı 2. Sayfa

Masallarda zaman çabuk geçer, aradan tam yedi yıl geçmiş. Dile kolay, sıla özlemi ve baba hasretine dayanamayan kardeşler; haberleşip, birlikte memleketlerine, Baba Ocağı’na geri dönmüşler nihayet.

Aradan yedi yıl geçmesine rağmen, Babalarının henüz ölmediğini, ancak çok yaşlandığını görmüşler.

Yaşlı Babaları, evlatlarıyla; evlatlar, da babalarıyla hasret giderdikten sonra:

“Ne ettiniz, ne yaptınız? Yediğiniz, içtiğiniz sizin olsun; amma ve lakin sizi sınava tabi tutacağım.”

Önce büyük oğlunu sınamış: “Oğlum, bunca yıldır çalıştım, didindim; sizler için altın biriktirdim, altınların üçte biri sana düşmüştü. Yedi yıl içinde neler yaptın?”

“Babacığım, idadiyi (liseyi ) bitirdim ve gayri menkuller satın aldım, fakat!…” deyip susmuş.

Ortanca oğluna da aynı soruyu yöneltmiş:

“Babacığım, ben de idadiyi bitirdim, menkuller satın aldım; ancak!…” deyip o da susmuş.

“Ne oluyor size? Fakat, ancak da ne demek?”

“Babacığım affet bizi! İrademize sahip çıkamadık, sözlerinizi yabana attık. İçki, kumar, kadın ve gece hayatı; iflahımızı kesti, batırdı bizi! Satın aldığımız menkul ve gayrimenkulleri de kaybederek, hüsrana uğradık! Ne olur baba affet bizi!” demiş Büyüğü ile Ortanca oğlu.

Küçük oğlu daha Babası sormadan. “Babacığım, ben de okudum. İdadi’den sonra Akademi’ye girdim, burayı birincilikle bitirdim. Eğitimi çok önemsedim, ayrıca her gittiğim yerde kaleler zapt ettim.”

“Anlayamadım, burayı biraz açar mısın?”

“Babacığım, gittiğim her yerde gerçek arkadaşlıklar, dostluklar kurdum. Her sağlam arkadaş, benim için bir kale oldu. Bilgimi, görgümü arttırmak için sürekli gözlem ve araştırmalar yaptım. Birbirinden güzel, değerli kitaplar okudum.”

Babasının sınavından üstün başarıyla çıkar Küçük oğul.

Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı 3. Sayfa

Ortanca ve Büyük oğluna döner Baba: “İdadiyi bitirmeniz güzel, ancak menkul ve gayrimenkullerinizi pisipisine kaybetmenize hayıflandım doğrusu. Sözlerime kulak vermiş olsaydınız, daha temkinli olur, zarar etmezdiniz. Her neyse; bugünden itibaren Küçük Kardeşinize her zaman akıl danışmanızda yarar var.” Sonra ekleyerek:

“Akıl küçüğünüzden, destek de siz büyük abilerinden. O zaman, kimse alt edemez sizi!”

Bir yıla varmamış, Yaşlı Babaları hakkın rahmetine kavuşmuş, miras olarak de geriye emektar bir deveden başka bir şey kalmamış.

Kardeşler, kendi aralarında bir toplantı yapmış: “Deveyi kendi aramızda paylaştıralım,” demiş Büyük Kardeş.

“Deveyi kesip de paylaştıramayız, olsa olsa deveyi satıp, parasını bölüşelim,” demiş ortanca Kardeş.

“Durun abiler! Babamız, bu deveyi bize bırakmışsa mutlaka bir hikmeti vardır. Deveyi ne keselim, ne de satalım;” demiş Küçük Kardeş.

Ne diyorsun yahu, devenin turşusunu mu kuracağız? Deve, ayak bağımız; ahı gitmiş vahı kalmış! En iyisi satalım da kurtulalım, parasıyla da bir güzel eğlenelim; keyfimize keyif katalım,” demiş Abiler.

Küçük kardeş, her ne kadar dirense de, boşuna; kâr etmemiş.

“O halde deveyi satalım. Oradan gelen parayı da babamızın hayratı olarak fakir fukaraya dağıtalım,” demiş Küçük Kardeş.

Gönülsüzce kabul etmişler Ağbileri.

Deveyi almak için ağıla gitmişler; bakmışlar deve ağılda yok. Sağa sola koşuşturmuşlar, deveden eser yok. Deve ya kaybolmuş, ya da hırsızlar tarafından çalınmış. Kardeşler; ne yapalım ne edelim derken:

“İzciyi bulalım,” konusunda fikir birliğine varmışlar. Yörenin en meşhur izcisini bulmuşlar.

“Devenin kaybolduğunu, ya da çalınmış olabileceğini,” söylemişler. Hiç merak etmeyin, devenizi bulacağım,” demiş İzci.

“Sahi bulur musunuz? demiş, Küçük Kardeş.

“Kaygılanmanıza gerek yok.”Yaklaşık olarak bir saat yol yürümüşler:

Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı 4. Sayfa

“Devenizin önden bir dişi yok,” demiş İzci.

Büyük Kardeş: “Yahu nasıl bildin?”

“Ot yemiş; bakın şu otlara, nasıl da ucu sivri kalmış.”

İzci biraz daha iz sürdürmüş: “Devenizin bir gözü körmüş.”

“Onu nasıl bildin?” demiş, Ortanca Kardeş.

“Çünkü, devamlı yolun sol kenarından ot yemiş.”

“Doğru dersin,” demiş Küçük Kardeş.Biraz daha yol yürümüşler:

“Devenizin kuyruğu kesiktir.”

“Bunu nasıl bildiniz?” demiş Üçkardeş.

“Deve, sıçarken sağa sola sıçratır; ama bakın dışkısı tam yolun ortasına dikey düşmüş.”

“Bu da doğrudur,” demiş Üçkardeşler

Üçkardeş, İzcinin yakasına yapışmışlar: “Devemizi, sen çalmışsın!”

“Devenizin hırsızı, ben değilim!” demiş İzci.

Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı 5. Sayfa

Kavgaya tutuşmuşlar, en sonunda çareyi Kadı’ ya danışmakta bulmuşlar.

Kadı: “Bu İzciyi siz tutmuşsunuz. İzciyi ben de tanıyorum; mesleğinde çok bilgindir, karışmayın adama. Ekmeğini bu yoldan kazanıyor.”

Kadı, izciyi suçlu bulmayıp, serbest bırakmış ve Üçkardeş’e dönerek, öğütlerde bulunmuş:

“Bir daha rastgele kimseyi suçlamayın!”

“Olur, demiş Üçkardeşler.O akşam, Kadı’ya konuk olmuşlar; durum vaziyetlerini bir bir Kadı’ya anlatmışlar.Kadı da, az malın gözü değilmiş. Onlardan altın kokusunu alınca, bir güzel ağırlamış; önlerine yer sofrasında bir ziyafet sunmuş. Yemekte gümüş tabaklarda pirinç pilavı, üstüne nar gibi kızartılmış kuzu eti. Pekmez şerbeti varmış.

“Kadı, sofraya oturmadı; nasıl olur? Üstelik konuğuyuz. Kadı, misafirle yemiyorsa, sağlam bir adam değildir,” demiş Küçük Kardeş.

Sesi işiten Kadı, kulak kabartmış.

“Nasıl sağlam değil?” demiş, Büyük Kardeş.

“Yüzde yüz piçtir!” demiş, Küçük Kardeş.

“ Sen nasıl bildin?” demiş Büyük Kardeş.

“Ev sahibi misafirle sofraya oturup, birlikte yemesi gerekirdi,” demiş Küçük Kardeş.

“Bu yediğimiz et, yüzde yüz köpek etiydi,” demiş Ortanca Kardeş.

“Nasıl anladın?” demiş, Büyük Kardeş.

“Et, köpek kokuyordu.”

“Ben de iddia da bulunacağım: Ya tutarsa. Pekmez şerbeti ölü suyu gibiydi, resmen ölü kokuyordu,” demiş, Büyük Kardeş.

Kadı dayanamaz, hışımla odaya girer:“Ulan hergeleler, sizin kellenizi uçurtacağım! Deminden beri söylediklerinizin hepsini işittim.”

Sonra sözlerini sürdürmüş: “İspat etmezseniz, yandınız âlim Allah!” deyip elindeki kalemini kırmış ve Annesi ’ne seslenmiş:

“Ana kurban, hayran; Allah aşkına söyle, piç miyim?”“Oğlum, yüzüm sana kara! Baban askerde iken, ben bir halt işledim. Üzgünüm; ne yazık ki, sen piçsin!”

Çobanı çağırmış:

Uzun Masallar – Üç Kardeş Masalı Son Sayfa

“Söyle Çoban Efendi, şu kestiğin kuzu hakkında, derhal bilgi istiyorum?”

“Vallahi ne diyeyim ki! Kuzunun doğumunda ne yazık ki annesi öldü, kuzuyu, köpeğin memesine tuttum. Köpeğin sütünü içti.”

“Defol, gözüm görmesin seni!”

Pekmezi, satın aldıkları adamı buldurup, huzura getirmişler.

“Pekmez hakkında, söz konusu iddialara ne diyorsun?”

“Bağımızın yeri, zamanında mezarlıktı; ölü kokusu bundan olabilir.”

“Sen de git.”

Her Üçkardeş de, kellesini kurtarmış.“Mademki bu kadar bilgilisiniz, o halde gidin devenizi kendiniz bulun,” demiş Kadı.

Araştırma, inceleme ve gözlem sonucunda, develerini bulmuşlar. Satış fikrinden vazgeçip, Babalarının hayratı olarak deveyi kesmişler; etini de fakir fukaraya dağıtmışlar. Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine…

Masalın Yazarı : Musa Dinç – Gül ve Düşün Adlı Kitap.

Uzun masallar – üç kardeş masalı burada bitmiştir. Yorumlarınızı alalım. Benim yorumum masal güzel ve ilgi çekici ama masalları çocuklar okur saçma sapan yetişkin içerik olaylar bu masalda gereksiz.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 16 Şubat 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın