Misaki milli Kabulü Kısaca

yorumsuz
84 views
Misaki milli Kabulü Kısaca

Misaki Milli kabulü kısaca ne zaman kabul edildi , Son Osmanlı mebuslar meclisinin toplanması ve Misaki Millinin kabulü kısaca paylaşıyoruz. Kısa özet ödev için düzenlenmiş bilgiler tek başlık altında toplanmıştır. Bilgiler kütüphane kaynakçalı kitaplardan alıntı yapılmıştır. Ödev için kullanabilir tek sayfa çıktı alabilirsiniz.

 

Misaki Milli Kabulü

7 Kasım 1919’da seçimler yapılmış, genellikle milli cemiyetlere üye olanlar seçimleri kazanmıştır. Mustafa Kemal’de Erzurum milletvekili seçilmiş ancak meclise katılamamıştır. Seçimleri Anadolu hareketi kazanmasına rağmen, Osmanlı yönetimi seçimleri İttihatçıların kazandığını öne sürerek meclisin toplanmasını geciktirmek istemiştir.

Mustafa kemal meclise katılamadığından İstanbul’a gidecek milletvekillerinin bir bölümünü Ankara’da toplayarak şu taleplerde bulunmuştur:

● Kendisinin meclis başkanlığına seçilmesini
● Mecliste Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun oluşturulmasını
●Misak-ı Milli’nin kabulünü

Son Osmanlı Mebuslar Meclisi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanmış, Mustafa Kemal’i meclis başkanlığına seçmemiş, Müdafaa-i Hukuk Grubu yerine Felah-ı Vatan Grubu kurulmuştur. Bunlara rağmen Misak-ı Milli kararları mecliste oylanmış ve Misaki Milli kabulü edilmiştir.

Mecliste kurulan Felâh-ı Vatan grubu 22 Ocak 1920 günü yaptığı gizli grup toplantısında. Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’da esasları belirlenerek, müsvette metin olarak hazırlanan Misaki Milli metni okunmuştur. Mîsak-ı Millî metni çok az değişikliklerle Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın 28 Ocak 1920 günkü gizli toplantısında kabul edildi. Kabul edilen Misak-ı Millî metni 17 Şubat 1920’de Meclis-i Mebusan tarafından bütün yabancı parlamentolara ve basına bildirildi. 28 Ocak 1920’de kabul edilen Misaki Milli’nin tam metni şöyledir:

Aşağıda imzaları bulunan Osmanlı Millet Meclisi (Meclis-i Mebusan) üyeleri, Devletin istiklâlinin ve milletin geleceğinin haklı ve sürekli bir barışa kavuşmak için katlanabilecek fedakarlığın en fazlasını gösteren aşağıdaki ilkelere eksiksiz uyulmasıyla sağlanabileceğini ve bu ilkeler dışında sağlam bir Osmanlı saltanatı ve toplumunun varlığının sürdürülmesinin imkan dışı bulunduğunu kabul ederek, misaki milli kabulü ardından şunları onaylamışlardır:

MİSAK-I MİLLİ KARARLARI (28 Ocak 1920)

Madde 1

Osmanlı Devleti’nin özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu, 30 Ekim 1918 günü imzalanan Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı tarihte, düşman ordularının işgali altında bulunan memleketlerinin durumunun, ora halklarının serbestçe verecekleri oya göre belirlenmesi gerekir. Söz konusu Mütareke imzalandığı tarihte, Türk ve İslâm çoğunluğunun yer-leşmiş olduğu kesimlerinin tamamı ister bir işgal ve ister bir hükümle ol-sun, birbirinden ayrılmaz bir bütündür. (Milli sınırlar içinde vatan bir bü-tündür, parçalanamaz hükmü)

Madde 2

Halkın oyu ile ana vatana katılmış bulunan üç sancakta (Elviye-i Selâse, Kars, Ardahan ve Batum ) gerekirse halkın oyuna yeniden başvurulma-sını kabul ederiz.

Madde 3

Türkiye ile yapılacak barışa kadar ertelenen Batı Trakya’nın hukuki duru-munun belirlenmesi de, halkının serbestçe vereceği oya göre olmalıdır.

Madde 4

İslâm halifeliğinin ve Yüce Saltanatın merkezi ve Osmanlı Hükümeti’nin başkenti olan İstanbul şehri ile Marmara Denizi’nin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulmalıdır. Bu esas kabul edilmek şartıyla, Akdeniz ve Karadeniz Boğazlarının dünya ticaret ve ulaşımına açılması konusun-da, bizimle birlikte, diğer bütün ilgili devletlerin oybirliği ile verecekleri ka-rar geçerlidir.

Madde 5

İtilâf Devletleriyle düşmanları ve bazı ortakları arasında kararlaştırılmış olan anlaşma esasları çerçevesinde, azınlıkların hakları, komşu ülkeler-deki Müslüman halkında aynı haklardan yararlanması kaydıyla, tarafı-mızdan kabul ve temin edilecektir.

Madde 6

Millî ve iktisadî gelişmemize imkân bulunması ve daha çağdaş ve dü-zenli bir yönetimle işlerin yürütülmesini başarmak için, her devlet gibi, bi-zimde gelişmemizin şartlarının sağlanmasında, tamamıyla bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşmamız ana ilkesi varlık ve geleceğimizin temelidir. Bu nedenle siyasî, adlî ve malî gelişmemizi önleyici sınırlamalara (Ka-pitülasyonlara) karşıyız. Belirlenecek borçlarımızın ödenmesi şartları da bu ilkelere aykırı olmayacaktır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 8 Mart 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın