Laiklik Hakkında Bilgi inkılap tarihi

yorumsuz
345 views
Laiklik Hakkında Bilgi inkılap tarihi

 

Laiklik Nedir , kısaca hakkında bilgi veriyoruz. Laiklik ilkesinin önemi , laiklik anlayışı konusu kısaca özet olarak kütüphane kaynakçalı konu anlatımı ile  paylaşıyoruz. Ödeviniz için yada sınava hazırlık için kullanıma uygun tek sayfa çıktı alabilirsiniz.

 

 

 

Laiklik Nedir Hakkında Bilgi

Laiklik kelimesinin kökeni Yunancadır. Yunanca “laikos” halka ait, kalabalığa ait anlamlarına gelmektedir. Bu kavram Türkçeye daha sonra Fransızcadan girmiştir. Görülüyor ki laik kelimesi ya da kavramı, başlangıcından itibaren din düşmanlığı ya da dinsizlik anlamına gelmemektedir. Ruhban olmayan, kiliseye mensup olmayan, herhangi bir dini işlevi unvanı olmayan kişi anlamı laik kelimesini karşılamıştır. Batı’da günlük kullanımda “belli bir uzmanlık alanı dışında kalan kişi’ anlamına gelmektedir.

Sekülerizm Ve Laiklik Arasındaki Fark Nedir

Çoğu kez Laiklikle karıştırılan sekülerizm kelimesi ise ‘dünyaya, maddeye ait olan” anlamına gelmektedir ki, aynı anlamda olmayan bu iki kelimenin, birbiriyle ilişkili olduğu kabul edilmelidir.Din alanının dışında, dini kaygılardan uzaklaşma anlamına da gelen sekülerizm tanımları bakımından laikliğe benzemekle birlikte ikisi aynı şey değildir demiştik: Seküler devlet kendini din kurallarının dışında sayan, dine ilgisiz devlettir. Bu devletin de geçmişinde din çatışmaları yaşanmış, ancak bu mücadeleyi aşılmış ve tamamlanmıştır. Yani böyle bir devlette dini tekrar tanzim etmek, devleti bu dinsel kurallara uydurmak vb. kaygılar yaratacak durum yoktur, örneğin ABD’de Başkanlar İncil’e el basarak yemin ederler, ancak bundan hiçbir kimse endişelenmez. Ancak laik devlet, seküler devlette olduğu gibi din dışı kalamaz, laik düzeni korumak için dini denetlemek zorundadır. Başka bir deyişle millet egemenliğine dayanan özelliğini korumak zorundadır.

Laiklik Ne Zaman Çıktı

Laikliğin tarihsel gelişimine bakıldığında ise ortaya çıktığı bütün toplumlarda kabul görmesi zor olmuştur. Bu durum Batı için nasıl söz konusu ise. Türkiye’de de aynı şekilde söz konusudur. Zira ister ilkel olsun, ister gelişmiş olsun, tüm dinlerin temeli belli varlıklara ve olgulara tartışmadan inanmayı öngörür, insanlar, özellikle ölüm gibi en ürkütücü olay karşısında inanç dünyalarını zenginleştirmek durumunda kalmışlar, dinsiz yaşayamaz duruma gelmişlerdir, insanoğlunun ölüm ve evren karşısındaki çaresizliği zengin inanç sistemlerinin doğmasına sebep olmuştur. Bu durum da zamanla dinlerin insanlar üzerindeki etkisinin artmasına ve artık insanların din kurallarıyla yönetilmesine zemin hazırlanmıştır ve laiklik kavramı ortaya çıkmıştır.

Atatürk ve Laiklik Kısaca

Atatürk, yeni Türk Devleti’ni kurduğunda, bu devletin en modern esaslarla donatılmış olmasını istemiştir. Eğer yeni Türk Devleti Osmanlı Devleti’nden gelen etkilerden, özelliklerden kurtulamaz ise O’nun bir devamı olurdu.Devletin kurulduğu 23 Nisan 1920 tarihinde laiklikten söz etmek mümkün değildi. Amaç, ‘Padişah ve Halifeyi kurtarmak’ idi ki dönem, çağdaş, laik, demokratik bir devlet kurma fikrinin bir süre için saklı tutulması gereğini ortaya koymaktaydı.Ancak zaferin kazanılmasından sonra laikliğe geçiş sorunu gündeme getirildi. Ulusal devletin ve egemenliğin ulusa dayandığı bir devlet kurulduğuna göre dinsel olmayan bir egemenlik kaynağına ihtiyaç vardı.

İşte Atatürk, daha gençliğinden beri belirlediği bu hedefe doğru önemli adımlar atmaya başlamıştır. Gerek Saltanatın, gerekse Halifeliğin kaldırılması bu adımların doğal bir sonucu oldu. 1924 yılında hazırlanan yeni Anayasa’da da (ilk hazırlandığı halinde) devlet dini vardı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin baş görevleri arasından “dinsel hükümlerin yerine getirilmesi” bulunuyordu. Ama aynı Anayasa geniş bir din ve vicdan hürriyeti de getirmekteydi. Başlangıçta belki de çelişki gibi görülen bu durum, daha sonraki düzenlemelerle, yapılan devrimlerle ortadan kaldırılmıştır. Bunlara kısaca bir göz atarsak gelişmelerin, birbiriyle ne kadar tutarlı ve ilgili olduklarını hemen görebiliriz. Örneğin 3 Kasım 1924 tarihinde Halifeliğin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekilliklerinin Kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat (öğretimin birleştirilmesi) Kanununun kabulü, 25 Kasım 1925’te Şapka inkılâbı ile 30 Kasım 1925’te çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması bağlantı ve tutarlılığı açıkça göstermektedir.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 18 Aralık 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın