La Fontaine Masalları Bilgi Özet ve Örnekler

yorumsuz
1.510 views
La Fontaine Masalları Bilgi Özet ve Örnekler

 

Selam arkadaşlar. Bu yazımızda La fonten yani La Fontaine masalları hakkındak kısaca bilgi verip kısa özet ve örnekler vereceğiz. Biraz üşengeç iseniz ödeviniz için sitemizden kopya çekebilirsiniz. Masallar güzeldir akılda kalıcı bilgi verici masalları da sizler için anlaşılır şekilde paylaşıyoruz. Hadi başlayalım.

 

 

 

 

 

La Fontaine Masalları Bilgi

Toplam masal sayısı 238 adet olup 12 kitapta toplanmıştır. Kurnaz tilkiler, kibirli arslanlar, çalışkan karıncılar ve bir dolu sevimli hayvancık La Fontaine’in masallarından bize seslenirler. Onların öykülerinden kendimize dersler çıkarabiliriz. Masalları çoğunlukla herkesin anlayabileceği bir şekilde yazılmıştır. La Fontaine’in canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır. Kişilerini  hayvanlar arasından seçerse de bazen insanları, bilhassa köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, tilki, eşek ve horozdur.

 

La Fontaine Masalları Kısa Özetli Örnekler

 

Tilki ile Üzümler:

Aç bir tilki bakmış ki çardaktan salım salkım üzümler sarkıyor, imrenmiş, yemek istemiş; yetişemeyince de: “Daha koruk bunlar, yenmez!” demiş.

Atasözü: Tilki erişemeyeceği üzüme koruk dermiş. İnsanlar da öyledir bir şeye erişemediler mi onu kötülerler.

 

Ürkek Tavşan İle Kurbağalar Masalı: 

Ormanların en korkak hayvanı tavşanmış. Yaprak kımıldasa hemen saklanacak yer ararmış. Ona bu kadar korkak olmaması gerektiğini söylüyorlarmış ama bu sözde pek işe yaramıyormuş. Kendisinden çok daha küçük hayvanların ormanda korkusuzca gezdiğini gören tavşan korkaklığına daha bir üzülürmüş.
Bir gün tavşan ormanda gezintiye çıkmış. Tabii buna gezinti denirse. Korka korka, saklana saklana yüreği ağzına gelerek yürüyormuş ormanda. Tam gölün kıyısına geldiğinde vırak vırak diye bağırarak suya atlayan kurbağalar görmüş. Buna çok şaşırmış. Çünkü kurbağalarda kendisinden korktukları için suya atlıyorlarmış. Tavşan o an anlamış ki ormanda kendisinden daha korkak hayvanlarda var.  O günden sonra tavşan korkusunu az da olsa . yenmeyi başarmış.

 

Karga İle Tilki:

Tilki karganın ağzındaki peyniri kapmak için ona türlü iltifatlar eder. Bunlara inanan karga peynirini tilkiye kaptırır.

 

Öküz Olmak İsteyen Kurbağa:

Öküz kadar şişman ve heybetli olmak isteyen kurbağa kendini şişirdikçe şişirir ve sonunda çatlar.

 

İki Katır:

Katırlardan birinde yulaf diğerinde para yüklüymüş. Gümrükten geçerken yulaf yüklü katırdan vergi almışlar. Para yüklü katır kendini beğenmişlik yapmış. Sonra eşkıyalarla karşılaşmışlar. Yulaf yüklü katıra hiçbir şey yapmaz iken para yüklü katırı epeyce hırpalanmışlar. Hiçbir zaman üstünlük göstermemek gerektiğine dair güzel ders veren bir masaldır.

 

Kurtla Köpek:

Açlıktan ölmek üzere olan kurt, besili bir köpek ahbap olur. Köpek derki gel bizimle yaşa hiç aç kalmazsın. Her türlü yemek artıkları senin olur. Kurt bu fikre sıcak bakmış ancak köpeğin boynundaki tasmayı görünce özgürlüğün önemini daha iyi anlamış.

 

Ağustos Böceği ile Karınca :

Ağustos böceği bütün yaz, saz çalmış şarkı söylemiş. Kara kış birden bastırınca şafak atmış zavallı da; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek: Koskoca ormanda ne bir böcek, ne bir sinek.Gitmiş komşusu karıncaya:
– Aman kardeş demiş, halim fena; bir şeyler ver de kışı geçireyim, yaz gelince öderim. İnan bana.Ağustosu geçirmem söz sana.Ödemezsem eğer, böcek demesin kimse bana.
Karınca iyidir hoştur ve çalışkandır bilirsiniz ama eli sıkıdır biraz. Can verir, mal vermez.
– Sormak ayıp olmasın ama demiş, bütün yaz ne yaptınız ?
Ne mi yaptım demiş ağustos böceği; gece gündüz şarkı söyledim, fena mı ettim sizce ?
– Yok. Demiş karınca ne mutlu size; ama hep türkü söylemek olmaz; kışın da oynayın biraz.

 

Hırsızlar ve Eşek:

Bu masalımızda iki hırsız bir eşek çalar. Eşek konusunda anlaşmazlığa düşerler. Biri satalım parayı bölüşelim, diğeri satmayalım derken büyük bir kavgaya tutuşurlar. Bu kavga sırasında başka bir hırsız eşeği çalar.

 

Yaşlı Adam ve İki Metresi:

Bu masalımız ismi çocuklar için uygun olmayan kelimeler ifade eder. Metres yerine farklı bir kelime kullanılabilirdi. Ve bu masalımızda yaşlı bir adam evlenmeye karar verir. İki talibi vardır. Kadınlardan biri genç diğeri ise yaşlı imiş. Adam hangisiyle evleneceğine karar verebilmek için her ikisiyle de görüşüyormuş. Yaşlı kadın, adamı kendi yaşına benzetmek için her görüşmede kafasından bir siyah tel saç kopartıyormuş. Aynı şekilde genç kadında adamı kendi yaşına benzetmek için her görüşmede bir beyaz tel saç kopartıyormuş. Sonunda adam kel kalınca evlenmekten vazgeçmiş.

 

Leylek ile Tilki:

Bu masalımızda yine bilindik bir masaldır. İlk okuldaki Türkçe kitaplarımızda hep bu kısa öyküler vardı. Bu sebeple bu kitaptakiler bize hiç yabancı gelmeyecek. Tilki ile leylek masalına gelirsek, tilki nezaket olsun diye leyleği yemeğe davet eder ancak yemekleri düz kaselere koyar. Hal böyle olunca leylek yiyemez ve tilki onunla dalga geçer. Ertesi gün bu kez intikam almak isteyen leylek tilkiyi evine davet eder. Yemekleri dar ve uzun vazolara koyar. Tilki kapıdan içeri girer girmez yemek kokusuyla adeta büyülenir. Aceleyle masaya geçer ama yemeklerden yiyemez. Leylek hem karnını doyurmuş hem de intikamını almıştır. El alemi aldatanlar, bu masal size: Bir gün sizi de sokarlar, Kurduğunuz kafese.

 

Horozla İnci:

Bu masalımızda bir öğüt veriliyor. Horoz bulduğu inciyi kuyumcuya götürüp bir mısır tanesine, okuma yazma bilmeyen adamsa çok değerli bir kitabı 1 kuruşa takas ediyor.

 

Genç Fare ile Yaşlı Kedi:

Genç fare yaşlı kediyi atlatırım der ama başarılı olamaz. Rakibi küçük görmemek lazım.

 

Hasta Geyik:

Hasta geyiğe gelen ziyaretçileri hasta geyiğin yiyeceklerini bitirmiş. Çayırdaki otlarını yemiş. Hasta geyik hastalıktan değil ama açlıktan ölmüş.

 

Anasına Bak Kızını Al:

Anne kerevit kızına eğri yürüme doğru yürü dermiş. Kız kerevit annesine, ben senin kızınım senden farklı yürüyemem demiş.

 

Meşe ile Saz:

Meşe ağacı bir gün saza, size haksızlık yapıldığını söylemiş. Bak ben güçlüyüm senelerce yaşarım sende bir mevsimliksin demiş. Sonra yağmış yağmur çakmış şimşek meşenin dalları kırılıp düşerken, saz sapasağlam kalmış. Bu hikayenin de ana fikri Kimseni küçüklüğüyle alay edip kendimizin büyüklüğüyle böbürlenmemek gerekir.

 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 1 Kasım 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın