Halk şairleri ve eserleri

yorumsuz
296 views
Halk şairleri ve eserleri

Halk şairleri isimleri ve eserleri kısaca hakkında bilgi veriyoruz. Halk şairi nedir , Türk halk şairleri kısa özet bilgiler ile ünlü isimleri Dini Tasavvufi Türk Edebiyatı sanatçılarını paylaşıyoruz. Bilgiler günceldir farklı farklı kütüphane kaynakçalı kitaplardan toplanarak özet hale getirilmiştir. Ödev için kullanabilirsiniz.

 

Halk Şairleri

MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN-İ RÛMÎ (1207- 1273)

Belh’te doğan şairin asıl adı “Celâleddin”dir. Şems-i Tebrizî ile tanıştıktan sonra tasavvufa yönelmiş ve eserlerinde ilahi aşkı işlemiştir. Hoşgörü sahibi olan Mevlana, çocukları sever, kimsesizleri korur, yoksullara yardım eder. İnsanları hatalarıyla, günahlarıyla kabul eder. Şaire göre alemin temeli sevgiye dayanır. Sevgi, insanları olgunlaştırır ve Allah’a yaklaştırır. Esrlerini Farsça yazan şairin, mesnevisi önemlidir. Divan-ı Kebir eserinde ise 2073 gazeli, 1791 rubaisi bulunmaktadır.
Eserleri: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fîhî Mâfih, Rubailer, Mektubat.

YUNUS EMRE (1240–1320)

18. Yüzyıl halk şairidir. Hayatı hakkında kesin ve yeterli bilgi yoktur. Tasavvuf felsefesi, XII. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yayılmaya başlamış; Mevlana, Sultan Veled, Ahmet Fakih gibi şairlerle edebiyata girmiştir. Varlık- yokluk, İnsan-tanrı-ölüm ilişkilerini güçlü bir kültür donanımı ve büyük şiir yeteneğiyle irdeleyerek halka ulaştırabilmiştir.

O bir aşk şairidir. Ona göre aşk, insanı Allah’a ulaştıran yoldur, insanı olgunlaştırır, “kâmil insan” yapar. Bu aşk Allah aşkıdır. İnsan bu sevgiyle nefsini arıtacak ve “ermiş insan” olacaktır. Yunus’ un düşüncesinde, dünya gurbettir. İlahi türü şiirlerinde Halk Edebiyatı’nın geleneklerine bağlı kalmıştır.

Bunlarda dil sade anlatım yalın, ölçü hecedir. “Risaletü’n-Nushiyye” adlı dini didaktik eserinde ise, aruz ölçüsünü ve mesnevi nazım biçimini kullanmıştır. Eser 563 beyitten oluşmaktadır. Yunus bu eserinde insanın “su, toprak, ateş ve hava”dan meydana geldiğini ve bu dört unsura sonradan ruhun (can) eklendiğini anlatmaktadır.

HACI BAYRAM VELİ (1352–1429)

14. yüzyıl ikinci yarısıyla 15. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış halk şairleri içerisindedir. Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirlerinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir.

KÖROĞLU

16. yüzyılda yaşadığı sanılan bir halk şairleri içerisindedir. III. Murat zamanındaki Osmanlı-İran savaşlarına katılan şair, Şirvan ve Tebriz’in alınışı üzerine destan söylemiştir. Bu yüzden koçaklamaları ile tanınmaktadır. Öteki şiirlerinde yiğitlik, kahramanlık, aşk, tabiat sevgisi konularını işlemiştir. Dili sade anlatımı yalındır. Halk öyküsündeki Köroğlu ile karıştırılabilmektedir.

PİR SULTAN ABDAL (?-1560)

16. yüzyıl tekke-tasavvuf şairlerindendir. Sivas’ta yaşamıştır. Asıl adı Haydar’dır. Kanuni zamanında Doğu Anadolu’da patlak veren bir isyana katılmış, yaşadığı olayların izlenimlerini şiirlerinde anlatmış, Hızır Paşa tarafından Sivas’ta idam ettirilmiştir. Sanatının belirleyici özellikleri, güçlü bir inanç, sade bir halk dili, coşkun bir lirizm olarak özetlenebilir. Şiirlerinde ilahi aşkın yanında beşeri aşk, tabiat sevgisi konularını işlemiştir. Nefesleri yıllarca Alevi- Bektaşi zümreleri arasında sevilerek okunmuştur.

KARACAOĞLAN

Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Karacaoğlan’ ın XVII. yüzyılda yaşadığı sanılan halk şairleri içerisindedir. Şair Toroslar’da, Türkmen boyları arasında yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiştir. Onun en büyük özelliği aşk şairi olmasıdır. O, gördüğü her güzele âşık olur; fakat o güzele kavuşamayınca da ayrılık acısı çeker. Şair aynı zamanda tabiata aşıktır. Bunların yanında ölüm, ayrılık temasını işleyen şair, geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmamıştır. Koşma ve semai biçimlerinde büyük başarı kazanmıştır. Dadaloğlu, Ruhsatî gibi birçok şairi etkilemiştir.

SEYRANİ (1807- 1866)

Mederse eğitimi aldığı için hem aruz hem de hece vezni ile şiirler yazmıştır. Âşık tarzında söylediği koşma ve tasavvuf konularını işlediği nefesleriyle ünlüdür. Çağıdaki sosyal olayları eserlerinde işlemiştir. Zamanındaki bütün kurumları, din ve devlet adamlarının riyekarlıklarını, zalim memurları, kötü zenginleri vezir ve padişaha kadar herkesi eleştirmiştir. Dostlarından sevgilisinden, kara bahtından kısaca her şeyden yakınır. Anadolu ağzını deyim ve atasözleriyle bütünleştirerek kullanmıştır. Kafiye bulmakta da oldukça zekidir. Hicvetme yöünden divan edebiyatındaki Nef’i ‘ye benzer.

ÂŞIK DERTLİ (1772- 1845)

Çoba^nlık yapan dertlinin asıl adı İbrahimdir. İntihar olayına teşebbüs ettiğinden dertli denilmiştir. Nefes ve devriyeleri ile Tekke edebiyatına; gazel, kalenderi ve satrançlarıyla divan edebiyatına girer. Bir divanı bulunur.

DADALOĞLU (1785–1868)

19. yüzyılda, Çukurova yöresinde yetişen halk şairleri ‘ndendir Türkmen boylarının yerleşik hayata geçirilmesi için 1865’te yöreye yollanan “Fırka-i İslâhiye” adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda ile koçaklamalarına yansıtmıştır. Bundan dolayı “Avşar” boyunun duygularna tercüman olmuştur. Ayrıca aşk ve doğadan söz eden şiirleri de başarılıdır. Bunların yanında yiğitlik ve kahramanlık konularını işlemiştir. Şiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.

BAYBURTLU ZİHNİ (1795- 1859)

Bayburt’ta doğan şair, medrese eğitimi alır. 1828’de Doğu Anadoludaki Rus istilasına karşı mücadele verir. İstanbul’a gelerek Reşit Paşanın divan kâtipliğini yapar. Divan şiirini iyi bilen şairin Arapça ve Farsça şiirleri vardır. Kaside, gazel ve naat türü eserler yazmıştır. Asıl gücünü ise “âşık tarzı” şiirlerde göstermiştir. Taşlamaları ile tanınmıştır. “Kitab-ı Hikâye-i Garibe” adlı nesir kitabında divan nesrinin özellikleri belirtilir. “Sergüzeştname” adlı mesnevisi vardır.

ERZURUMLU EMRAH (?-1860)

Erzurum’un bir köyünde doğmuş ve Anadolu’nun çeşitli yerlerine seyehat etmiştir. Klasik edebiyatın etkisinde aruzla gazel, murabba, muhammes, müseddes yazdığı halde esas gücünü âşık tarzda yazdığı koşma ve semailerde göstermiştir. Üslup yönünyle Ercişli Emrah’tan ayrılır. Ercişli Emrah, Karacaoğlan tarzında şiirler söylemiştir. “Emrah ile Selvi Han” halk hikayesi de Ercişili Emrah’a aittir. Erzurumlu Emrah ise Fuzûlî, Baki ve Nedim’den etkilenmiştir.

ÂŞIK VEYSEL (1894- 1973)

20. yüzyıl halk şairidir. Sivas’a bağlı Şarkışla’da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında Ankara’ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra ünü yayılmaya başlamıştır. Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden şair; genellikle gezgin bir hayat sürmüş; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan, kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi, ona kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden biridir. Şiirlerini “Deyişler, Sazımdan Sesler” adlı iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm şiirlerini, Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından “Dostlar Beni Hatırlasın” adıyla yayımlanmıştır.

Halk şairleri hakkında verdiğimiz kısa bilgiler burada son bulmuştur. Yorumlarınızı bekliyoruz.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 2 Mart 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın