Efsane nedir Bölgenize ait

yorumsuz
615 views
Efsane nedir Bölgenize ait

Efsane nedir? Bölgenize ait bir efsaneyi araştırıp dosya kağıdına yazınız adlı ödev hakkında bilgi veriyoruz. Kısaca efsane nedir açıklıyor ve , Türkiye de halen unutulmamış çeşitli kısa efsaneleri paylaşıyoruz. Dilediğinizi ödev için kullanabilirsiniz.

Efsane nedir

Anlatılan olaylar bazen doğaüstü olabildiği gibi , çoğunlukla gerçek kişiler yada yaşanmış olayları kapsayan, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmiş olan söylencelere efsane denir. Yaşadığımız topraklar Medeniyetin beşiği olan Mezopotamya üzerinde olduğu için , Türk kültüründe bir çok efsane bulunmaktadır. Bölge bölge bir kaç efsane hakkında bilgi verelim.

İç Anadolu Bölgesi Efsaneleri

 Şahmeran Efsanesi

Mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından yakalanıp padişahları Şahmeran’a götürülür. Adam Şahmeran’a kendisini öldürmemesi için yalvarır.Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini buradan çıkaramayacağını söyler. Bu hayattan sıkılan adam bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister. Şahmeran adama ona güvendiğini ifade ederek yerini kimseye söylememesini tembih eder. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş, tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir.
Vezir, bütün büyücüleri toplayarak bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi Şahmeran’ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler. Şahmeran’ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler.Vezir ülkede herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak Şahmeran’ı gören kişiyi bulur.
Adama baskı kurar, adam yerini söylemez. Adamın ailesini esir alır. Adam Şahmeran’ı kendisinin öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. Şahmeran’a bütün gerçekleri anlattıktan sonra ne gerektiğini sorar. Şahmeran: “Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum” diyerek kendisini öldürmesini ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa dünyadaki bütün yılanlar insanlardan öç almaya kalkacaklardır.
Daha sonra “Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki Lokman Hekim olasın” diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara adamın misafiri olarak gideceğini çok uzun yıllar dönmeyeceğini kendisini merak etmemelerini söyler ve birlikte yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran’ı öldürüp dediklerini yapar. Vezir ölür. Kız iyileşir ve kendisi de Lokman Hekim olur. kaynak:( Refiye OKUŞLUK ŞENESEN, Adana Efsaneleri)

Ege Bölgesi Efsaneleri

Dünyanın ilk güzellik yarışması efsanesi

Thetis ve Peleus’ un düğününe bütün tanrılar ve tanrıçalar  çağırılmış. Sadece düğünde kargaşa çıkmaması için Eris davet edilmemiş. Eris, bu duruma çok sinirlenip, bütün tanrıçalar bir masanın etrafında toplanmışken altın elmayı masaya atmış. Elmanın üstünde “En güzele” yazısını gören tanrıçalar, elmayı kendilerinin hak ettiğini öne sürmüşler. Elemeler sonunda ilk üçe Athena, Hera ve Aphrodite kalmış. Üç tanrıça, Tanrı Zeus’a giderek aralarından en güzeli seçmesini söylemişler. Zeus, seçilmeyen diğer iki tanrıçanın gazabından korktuğu için, bu işi İda (Kaz) Dağı’ nda yaşayan çoban Paris’ in yapacağını söylemiş.

Üç tanrıça, birden Paris’in önünde belirince, Paris neye uğradığını şaşırmış. Tanrıçalar, ona aralarından en güzeli seçmesini söylemişler ve altın elma karşılığında Paris’e bir şeyler vaat etmişler. Athena, Troya’nın Akha’lar üzerinde zaferini; Hera, Asya ve Avrupa’ nın hükümdarlığını; Aphrodite ise dünyanın en güzel kadını Helene’nin aşkını vaat etmiş Paris’e. Bunun üzerine Paris, elmayı hiç düşünmeden Aphrodite’ e vermiş.

Paris, Troya prensi olduktan sonra ilk iş olarak Helene’ yi kaçırıp ülkesine getirmiş. Akha’lar bu duruma çok sinirlenmiş ve Troya’ ya savaş açmışlar. Savaşta Aphrodite, Ares ve Apollon Troya ’ya, Hera ile Athena ise Akha’ lara yardım etmişler.

Dünyanın ilk güzellik yarışması da savaş nedeni olarak söylencelere geçmiş.


Marmara Bölgesi Efsaneleri

Sarıkız Efsanesi

Efsane ye göre Sarıkız, babası ile birlikte Edremit’in Güre köyünde yaşamıştır. Sarıkız, annesini küçük yaşta kaybettiğinden babasına çok bağlıymış. Bu nedenle hiç evlenmemiş. Sarıkız, sarışın, güzel bir kızmış. Babasını yalnız bırakmayan Sarıkız’ı babası, dini görevini yapmak için yalnız bırakmış ve hacca gitmiş. Döndüğünde ise köy dedikodu ile çalkalanmaktaymış.

Sarıkız ile evlenemeyen delikanlılar ve aileleri Sarıkız hakkında olmadık hikayeler uydurup yaymışlar. Baba bu durum nedeniyle halkın içine çıkamaz olmuş. İnanışlarına göre babanın köyde yaşayabilmesi için namusunu temizlemesi gerekmekteymiş.

Baba Sarıkızı alarak yaylalara doğru yola çıkmış. Sarıkız durumu anlamış ama sessiz ve olgun bir şekilde kaderine razı olmuş.

Baba, Sarıkız ve kazları dağın doruklarından birinde mola vermişler. Sabah olduğunda baba, görevini yerine getirmeden önce namaz kılmak isteyerek kızına su bulmasını söylemiş. Kızının verdiği suyun tuzlu olduğunu anlayan baba, çok şaşırmış ve kızına abdest alabilmesi için tatlı su bulması gerektiğini söylemiş. Sarıkız, babasına gözlerini kapatması halinde tatlı su bulabileceğini söylemiş. Bu durumdan şüphelenen baba gözünü tam kapatmamış ve kızının eğilerek uzak derelerden tatlı su aldığını görmüş. Sarıkız’ın ermiş olduğunu anlayan babası utancından perişan olmuş. Günahsız, biricik kızını öldürmek istemiş. Kızından af dilemiş, ancak Sarıkız bu affı geri çevirmiş. Baba kahrından oracıkta ölünce Sarıkız, babasına yüksek bir tepede mezar yapmış.

Kendisi de bir zamanlar Zeus’un mekanı olan Kartalçimen düzlüğüne yerleşip kazların uzaklara gitmemesi için eteğine doldurduğu taşları savurarak Kaz Avlusunu oluşturmuş.

Çok geçmeden Sarıkız da ölmüş.

Yöre insanları yüksek bir tepeye anıt mezarını yapmışlar. Sarıkız efsane si de günümüze, bizlere kadar hikaye ve öyküleriyle ulaşmış. Kaz Dağı’ na gidenler, Kaz Avlusu ve Sarıkız’ın mezarını ziyaret ederek İda Dağı ve Sarıkız ile ilgili birbirinden ilginç söylenceleri  ve hikayeleri yöre halkından dinlerler.


Doğu Anadolu Bölgesi Efsaneleri

Lokman Hekim Efsanesi

Lokman Hekim doktor ve eczacıymış. Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde, hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış. Bir gün içeri birisi girmiş. Ancak hiçbir şişe sallanmamış. Lokman Hekim bunun üzerine: “Senin hastalığının çaresi yok, öleceksin.” demiş.

Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş. Her şeyini satmış. Yanına bir at, tüfek ve av köpeği alarak dağlara çıkmış. Vurduğu hayvanları yiyip, yörüklerden yoğurt, süt alarak yaşıyormuş. Bu arada hastalığı da iyice artmış. Bir ağacın altına gelmiş. Atını bağlayıp yere oturmuş. O sırada bir yörük kadını, bir tas sütü yere koymuş. Yılan ların sütü sevdikleri bilinir. Tasa yaklaşan bir yılan sütü içmiş, sonra da zehrini süte kusmuş. Tas yemyeşil olmuş.

Ağrıları iyice artan adam: “Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım” diyerek zehirli sütü içmiş. Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş. Lokman Hekim’e gidip: “Sen bana öleceğimi söylemiştin. Ama ölmedim.” demiş. Bunun üzerine Lokman: “Ben sana ala ineğin sütünü nereden bulayım, sütü yılana içirip, nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim.” diye cevap vermiş.

O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması, halk tarafından Lokman Hekim’e dayandırılır.


Günaydoğu Anadolu Bölgesi Efsaneleri

Munzur Baba Efsane si

Lokman Hekim doktor ve eczacıymış. Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde, hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış. Bir gün içeri birisi girmiş. Ancak hiçbir şişe sallanmamış. Lokman Hekim bunun üzerine: “Senin hastalığının çaresi yok, öleceksin.” demiş.

Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş. Her şeyini satmış. Yanına bir at, tüfek ve av köpeği alarak dağlara çıkmış. Vurduğu hayvanları yiyip, yörüklerden yoğurt, süt alarak yaşıyormuş. Bu arada hastalığı da iyice artmış. Bir ağacın altına gelmiş. Atını bağlayıp yere oturmuş. O sırada bir yörük kadını, bir tas sütü yere koymuş. Yılan ların sütü sevdikleri bilinir. Tasa yaklaşan bir yılan sütü içmiş, sonra da zehrini süte kusmuş. Tas yemyeşil olmuş.

Ağrıları iyice artan adam: “Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım” diyerek zehirli sütü içmiş. Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş. Lokman Hekim’e gidip: “Sen bana öleceğimi söylemiştin. Ama ölmedim.” demiş. Bunun üzerine Lokman: “Ben sana ala ineğin sütünü nereden bulayım, sütü yılana içirip, nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim.” diye cevap vermiş.

O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması, halk tarafından Lokman Hekim’e dayandırılır.


Karadeniz Bölgesi Efsaneleri

KOYUN BABA VEYA ADA BABA EFSANESİ

Rivâyete göre, Fatih Sultan Mehmet, Trabzon seferine giderken Şebinkarahisar’dan geçer. Ordusunun konakladığı yerde, bir ihtiyar sekiz-on kadar koyununu otlatır. Askerler yanına varıp, latife olsun diye, ihtiyardan kendileri için koyun kesmesini isterler.

İhtiyar hiçbir şey söylemeden koyunları kesmeye başlar, fakat koyunların sayısında hiçbir eksilme olmaz. Askerlerin tamamına yetecek kadar koyun keser ve onları doyurur.

Askerler onun bir evliya olduğunu anlar ve ona karşı saygıda kusur etmeyip iltifatlarda bulunarak oradan ayrılırlar. Bu olay zamanla tüm çevrede duyulur.

Zaman geçer ve ihtiyar ölür. Mezarı Kelkit Çayı’nın batı yakasında kalır. Yıllarca bu mezar dertlerine deva bulmak ve dileklerine erişmek isteyen insanlar tarafından ziyaret edilir. Ancak gerçek adı unutulduğu için ona “Koyun Baba” derler.

Koyun Baba’nın türbesi ırmağın batı yakasındadır. Irmağın bu yakasındaki insanlar türbeyi rahat bir şekilde ziyaret edebilirler. Ancak ırmağın doğu yakasında yaşayan ve  türbeyi ziyaret etmek için yanıp tutuşan insanlar ise ırmağın geçit vermemesinden dolayı ziyaret edemezler ve bu  duruma çok üzülürler.

Birkaç yıl sonra bölgede bir heyelan olur. Koyun Baba’nın türbesi de yerinden kayar. Tam ırmağın ortasında durur ve bir ada haline gelir. Bir süre sonra türbenin adı değişir ve Ada Baba olur. Irmağın suyu bir yıl türbenin sağından, bir yıl solundan akmaya başlar. Böylece her iki tarafında yaşayan insanlar, iki yılda bir de olsa, türbeyi ziyaret etme imkanına kavuşmuş olurlar.

Bu ziyaretler yakın zamana kadar böyle devam eder. Kılıçkaya Barajı yapılırken birkaç kişi Ada Baba’yı rüyasında görür. Baba onlara “Baraj yapıldığında sular altında kalacağım. Türbemin yerini değiştirmezlerse barajı yıkarım.” der. Bu rüyanın birkaç kişi tarafından görülmesi üzerine türbe nakledilmek üzere açılır. Mezarı açanlar bozulmamış bir ceset ve yanında da pek uzun olmamasına rağmen kalınca bir yılanla  karşılaşırlar. Bulunduğu yerden alınan ceset su altında kalmayacak bir yere defnedilir.   Efsane burada son bulur.


Akdeniz Bölgesi Efsaneleri

Belkıs Efsanesi – Aspendos

Romalılar döneminde Aspendos Kent kralının dünyalar güzeli Belkıs adında bir kızı varmış. Kentin iki ünlü mimarı da kralın kızı Belkıs’a aşıkmış. Kral da kızını hangi damat adayıyla evlendireceğine karar veremeyince bir yarışma düzenlemiş. Mimarları yanına çağırıp onlara “Hanginiz Aspendos kenti için yararlı ve güzel bir eser yaparsa kızım onunla evlenecek” demiş. Mimarlar uzun ve yoğun çalışma sonucu eserlerini krala sunmuş.

Mimarlardan biri kentin su ihtiyacını karşılamak adına kente su kemerleri inşa etmiş, diğeri de ihtişamlı Aspendos Tiyatrosu’nu yapmış. Kral bu iki eserin muhteşemliği karşısında karar vermekte zorlanmış ve kızını en çok kimin sevdiğini anlamak için başka bir yol denemiş. Bu sefer mimarlara “İkinizde çok yararlı eserler yaptınız bunun için sözümü tutup kızımı ortadan ikiye böleceğim ve bir yarısını birinize diğer yarısını diğerinize verip evlendireceğim” demiş. Mimarlardan biri güzeller güzeli Belkıs’ın ortan ikiye bölünmesine razı olmayıp ben vazgeçtim, kızınızı rakibime verin demiş. Kral da kızının bölünmesine razı olmayacak kadar çok seven mimarın o olduğunu düşenerek kızının bölünmesini istemeyen mimara vermiş. Bir başka inanış da kralın kızını ikiye böldüğü ve bu yüzden Aspendos tiyatrosunda yarım bir kız heykeli bulunduğu şeklindedir. Efsane burada son bulur.

Efsane nedir , bölgenize ait bir efsaneyi araştırıp dosya kağıdınıza yazınız ödevi burada bitmiştir. Dilediğiniz efsaneyi kullanabilirsiniz. Başarılar.

Sözlük anlamı : Efsane nedir ne değildir?

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 19 Kasım 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın