Deyim Hikayeleri ve Kısa Anlamları

yorumsuz
964 views
Deyim Hikayeleri ve Kısa Anlamları

 

Bu yazımızda birbirinden güzel garip ve farklı deyimler ve hikayelerini paylaşacağız. Deyimler ve kısa anlamları sizler için yapıyoruz ödeviniz için kullanabilirsiniz. Deyimler anlamlarıyla daha güzel okudukça anlayacaksınız. iyi eğlenceler.

 

 

 

 

 

Deyim: Musul çeşmesinden su içmek

Hikayesi: Musul’da Yunus Nebi zamanından kalma bir çeşme varmış.Suyundan içen mahsumlara şifa, zalimlere zehir olurmuş. Ne zaman şehre bir zalim vali gönderilse,halk bir müddet sonra onu götürüp bu çeşmeden su içirirler ve bir kaç günde göçürterek zulmünden kurtulurlarmış.

 

Deyim: Çil yavrusu gibi dağılmak

Hikayesi: Keklik kuşunun bir adı da çildir. Tüylerindeki benekler yüzünden bu isim verilmiştir. Dişi keklik yavru çıkarınca, onlarla hiç ilgilenmez, kendi başlarına bırakır. Yumurtadan çıkan yavrular, seke seke çevreye dağıldıklarından, sözün buradan kaynaklandığı söylenebilir.

 

Deyim : Saçını Süpürge Etmek

Hikayesi: Eskiden kadınlar saçlarını topuklarına kadar uzatırlardı. En uzun saç da en güzel saç kabul edilirdi. Kadın evini süpürmek için yere eğilince arkasındaki çift örgülü saçlar yere düşer ve bir süpürge gibi her yeri öperdi.

 

Deyim: Dimyata Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak

Hikayesi: Dimyad’a pirinç almaya giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdeniz’de Arap korsanları tarafından soyulmuş ve adamcağızın kemerindeki bütün altınlarını almışlar. Binbir müşkülât içinde Türkiye’ye dönen pirinç tüccarı o yıl iflas etmek durumuna düşmüş. İstanbul’dan kalkmış memleketi olan Karaman’a gitmiş. O sene tarlasından kalkan buğdayları da bulgur tüccarlarına sattığından, kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar. Dimyad’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak sözünün aslı buradan kalmıştır.

 

Deyim : Eline Su Dökemez

Hikayesi: Eskiden, namaz abdesti alınırken, abdest alan kişi, bir usta ise, çırakları, kalfaları, Medrese hocası ise mollaları, öğretmen ise öğrencileri, eline ibrikle su dökerek abdest almasına yardımcı olurlardı. Böyle önemli bir kişinin eline, yolu yordamınca, ibrikten su dökmek için, o kişiye biraz yakın olmak, onun yanında iyi kötü bir yer almış bulunmak gerekirdi. Yoksa her önüne gelenin yapacağı iş değildi. İşte bu nedenle, iki değerli kişi ölçülürken, bilgisi, yeteneği, zekası daha az olan için, bu deyim kullanılır.

 

Deyim:  Geçti Bor’un Pazarı Sür Eşeğini Niğde’ye

Hikayesi: Söylentiye göre, pazara gelmekte olan bir köylü, bir su kenarında hem kendini hem de eşeğini dinlendirmek ister. Eşeği ağaca bağlar. Bir ağacın altına oturur. Dinlenirken uyuyakalır. Uyandığında vaktin iyice ilerlediğini görür. Eşeğine atlar, yola koyulur. Artık pazar dağılmıştır. İşini bitirip köye dönmekte olan köylüler adamın hâlini görünce, “Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye.” derler.

 

Deyim: Ateş almaya mı geldin

Hikayesi: Eskiden kibrit yokmuş. Ateş sönünce, ateş küreği ile komşuya gidilir, bir parça ateş alınırmış. Ateş almak için komşuya geçen kadınlar, kürekteki ateş sönmesin diye oturup çene çalamazlar ve acele ederlermiş. Ev sahibi de misafire -Ateş almaya mı geldin? dermiş.

 

Deyim: Leb Demeden Leblebiyi Anlamak

Hikayesi: Medrese öğrencilerinden ukala bir molla varmış. Farsça’dan imtihana girmiş. “Ne soracaklar?” diye öğretmenlerinin ağzına bakıyormuş. Hocalardan biri, Farsça, “dudak” anlamına gelen “leb” sözüyle işe başlamış. Ukala molla, “leblebi” diye lafa karışmış, “leb, leblebi kelimesinin bir hecesidir, efendim.” demiş. İmtihandaki hocalar gülmüşler. Soruyu soran hoca:
– Maşallah ‘leb’ demeden ‘leblebiyi’ anladın. Yine de lafın sonunu beklesen iyi olurdu, çünkü akıllı olan, icabında susmasını bilmeli, demiş.

 

Deyim: ipe un sermek

Hikayesi: Nasreddin Hoca’nın, aldığını bir türlü geri vermeyen ya da kırık dökük, delik, kopuk, sakat olarak geri getiren bir komşusu Hoca’dan bir gün urgan ister. Hoca da ‘Bizim hanım biraz evvel urganın üzerine un serdi, veremeyiz.’ Der. Komşusu güler;’Aman hocam, hiç urgan üstüne un durur mu, ipe un serilir mi?’ diye sorunca, Hoca cevabı yapıştırır. ‘Neden serilmesin. Vermeye gönlüm olmayınca, ipe un da serilir elbet.’

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 1 Kasım 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın