Çanakkale Savaşı Hakkında Uzun Bilgi

yorumsuz
385 views
Çanakkale Savaşı Hakkında Uzun Bilgi

Bu kısımda çanakkale savaşları hakkında uzun ve detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Sosyal bilgiler ya da tarih dersi için Çanakkale savaşları ile ilgili daha kısa bir bilgi arıyorsanız Buraya tıklayarak  kısa bilgiye de ulaşabilirsiniz.

 

ÇANAKKALE SAVAŞLARI 1915

İngiliz diplomasisindeki hatalar 2 Ağustos 1914’te Boğazların kontrolünü Almanlara
sağlayan Türk-Alman anlaşmasının imzalanması ile sonuçlanmıştı. Boğazlar Marmara Denzi
aracılığıyla Ege Denizi’nden Karadeniz’e ulaşan dar ve uzun su yollarıydı. Türkler Çanakkale
Boğazına 3 Ağustos’tan itibaren mayın döşemeye başladılar, henüz işin başındayken İngilizler
tarafından kovalanan ve 13 Ağustos’ta İstanbul’a ulaşan Goeben ve Breslau adlı Alman Savaş
Gemilerinin komutanı Tümamiral Wilhelm Souchon 15 Ağustos 1914’te Türk Deniz
Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. 27 Eylül’de Çanakkale savunmasından sorumlu Türk
Komutan mayın tarlalarının tamamlanması amacıyla Boğazı kapattı.
Türkler boğazın iki yanında dış, orta ve iç kısımlardaki kalelerden oluşan kendi
savunmalarını tanımlamak amacıyla “kale” kelimesini kullanıyorlardı. Gerçek ise biraz
farklıydı, Tümamiral Souchon eksik eğitimli Türk topçularını çeşitli çap ve tipte, menzil
tayini, ateş gözetleme ve kontrolu kötü modası geçmiş ekipmanların başında buldu. İsteği
üzerine emrine, Koramiral Guido von Usedom komutasındaki dörtyüz Alman deniz topçusu
ve mayın uzmanından oluşan bir destek ulaştı. Bu personel Türkiye’nin görünürdeki
tarafsızlığının bozulmaması için Kayzer II. Wilhelm’in onayıyla Türk ordusu emrine girdiler.
Von Usedom’un Türk askeri ünvanı “Kıyı İstihkam ve Mayın Tarlaları Genel Müfettişi” idi.
Çanakkale boğazının aktif komutası Von Usedom’a eşlik eden ve Türk askeri ünvanı “Sahil
Topçusu Müfettişi” olan bir başka Alman Koramiral’ine verildi.
İlk bakışta gördükleri şey, Von Usedom’un Ekim 1914’te raporladığı gibi, bir tek
esaslı çarpışmaya yetecek miktarda büyük çaplı mermilerin eksikliğiydi. Von Usedom
Boğaz’ın savunmasında esas güvenilecek hususun mayıntarlaları olduğuna karar verdi.
Türklerin başladığı mayınlama hareketini genişletti ve 343 adet mayından oluşan 10 hatlık bir
savunma hattı kurdurdu. Mayın hatları boğazın en dar yerine kadar eşit mesafede 9
kilometrelik bir alana yayılmıştı. Mayınlar aralardaki kalelerdeki sabit ve hareketli toplarla
korunmaktaydı.
İngiltere’de ise, Savaş Hükümeti Aralık ayında Çanakkale Boğazı’nı açacak bir
harekata sadece deniz harekatı olması kaydıyla onay verdi. Bu kararı etkileyen bir çok faktör
vardı. İlki, içlerinde Deniz Bakanı Winston Churchill’in de bulunduğu Hükümet üyeleri
arasında halka karşı bir güvensizlik duygusu hakimdi, halk Fransa’daki siper savaşlarına
katılmakta yeteri kadar atılım göstermemişti. İkincisi, Batı cephesindeki düğümü çözecek
insan üstünlüğüne sahip Rusya’da savaştaki aksiliklere ilaveten savaş malzemesi eksikliği
vardı. Diğer tarafta ise Rus buğdayına ihtiyaç duyan, açlık sınırına gelmiş İngiltere vardı. Son
olarak ta, denizcilik faaliyetlerinde büyük sıkıntıya yol açan, 120 adet Müttefik ticaret gemisi
Karadeniz’de kapana kısılması hususu vardı. Savaş Bakanı Feld Mareşal Horatio Kitchener,
Boğazlara yapılacak başarılı bir deniz harekatının cephede bir savaş kazanmakla eşdeğer
olacağını ve eğer gidişat istenildiği gibi olmazsa istenildiği an geri çekilinebileceğini ifade
etti. Başbakan Herbert Asquith ise : “Birileri savaşın risklerini almalı…Boğazları zorlamak…
tehlikeye attığımız şeylerden daha fazlasını elimizden kaçırmama imkanı sunmaktadır”.
3 Ocak 1915’te Churchill Amiral Sackville Carden’e Akdeniz’deki İngiliz-Fransız
ortak savaş gücüne komuta edip etmeyeceğini sordu. Plan, Donanmayı dosdoğru boğaza
sürüp, mayıntarlalarını koruyan kaleleri temizleyip Türk savunmasını imha etmekti. Amiral
Carden sahil bombardımanı için ilave savaşgemileri aldı ancak toplam olarak eline verilen
kaynaklar(gemi ve lojistik) azdı. Bu sırada Q44 borda numaralı Fransız Saphir denizaltısı
15/1/1915’te boğazda battı.
İngiliz donanması 19 Şubat 1915’te harekata başladı. Ancak kötü hava sebebiyle 5
günlük bir gecikmeden sonra 25 Şubat’ta dış kaleler susturuldu Ardından hava yedi günlük
bir araya daha sebeb oldu. 1 ve 2 Mart’ta İngiliz donanması orta kaleleri mayın hatlarına
girmeden uzak mesafeden bombalamaya çalıştı. Kötü hava harekatı tekrar durdurmadan önce
3 Mart’ta Amiral Carden muhimmatın beklenenden fazla harcanmasından ve deniz
uçaklarının hedefleri tespitteki yetersizliklerinden oldukça şikayet etmekteydi. 9 Mart’ta
Churchill’e harekatın mayınları temizlemeye yoğunlaşmak olduğunu bildirdi. Mayınlar
tamamen temizlenmeden savaşgemileri içerideki kaleleri imha edecek mesafeye sokulmadan,
uzun mesafeli atışlar etkisiz kalmaktaydı.
Müttefik donanmanı mayın tarama gemileri sivil balıkçıların kullandığı İngiliz Trol
teknelerinden ibaretti. Troller çift halinde birbirinden beşyüz yarda mesafede, 2.5 inçlik bir tel
ile tarama yapmaktalardı, telin derinliğini düzenlemek için bir tonluk, 3,5 metrelik bir
“uçurtma” kullanıyorlardı. Personelin koruması için gemilere çelik kaplama takılmıştı.
Hareketli bataryalardan açılan ateş sebebiyle hafif hasara uğrayıp sürekli çekilmek zorunda
kalan İngiliz mayıntaraması 1 ila 14 Mart tarihleri arasındaki sekiz gece etkisiz kaldı. İngiltere
civarındaki mayınların temizlenmesinde başarılı olmuş bu balıkçılar, ateş altında, geceleri
Çanakkale’de iyi çalışamaz olmuşlardı. Mayıntaramadaki başarısızlık Amiral Carden’i orta ve
iç kaleleri susturmak ve mayın hatlarını temizlemek amacıyla gündüz hareketını başlatmaya
sevketti. Emir, 17 Mart’ta Amiral Carden’in hastalığı sebebiyle Filonun İkinci Komutanı
Amiral De Robeck tarafından uygulamaya konuldu.
Harekat 18 Mart 1915 saat 11.30’da başladı. Savaşgemileri kaleleri susturdu ve saat
16.00 civarı Troller mayın taramaya başlamak üzere ileri yöneldiler, sadece susturulmamış
hareketli bataryaların ateşi tekrar başlayınca çekildiler. Akşamüstü İngiliz ve Fransızlar dörüd
mayına ikisi top mermisi tarafından olmak üzere altı savaş gemisi kaybettiler. İngilizler mayın
hasarının hazırlıksız oldukları yüzen mayınlar tarafından meydana geldiğini düşündüler,
ancak gerçekte yeni ve tespit edemedikleri bir mayın hattına girmişlerdi. Bir Türk Yarbay
Mayın uzmanı bu alanı önceki bombardımanlarda savaş gemilerinin manevra alanı olarak
kullandıklarını tespit etmiş ve ufak Nusret şilebiyle 8 Mart gecesi İngiliz karakol gemisinin
kötü hava sebebiyle yerini terketmesini fırsat bilip yirmi adet mayın döşemişti.
Amiral de Robeck’in harekat sonrası hazırladığı rapor, mayın taram gücünün yeniden
yapılanmasını takiben üç ya da dört gün içinde harekatın yenilenmesi yönündeydi. Yaveri
Roger Keyes idaresinde, sivil personel savaş gemilerinden kurtarılan gönüllülerle değiştirildi
ve sekiz muhribe mayın tarama ekipmanı yerleştirilmesi işlemine başlandı. Savaş Hükümeti
bu çabaları onayladı, çünkü Alman telsiz konuşmalarında kalelerdeki muhimmatın ciddi
şekilde azaldığı bilgisini almışlardı. Amiral John Fisher iki ilave savaş gemisini bölgeye
takviye kuvvet olarak gönderdi ve de Robeck’e “Kalelerin onarılmasına imkan tanımamak ve
dümanın harekatın iptal edildiğini düşünmemesi önemlidir. ” mesajını iletti.
23 Mart’ta Amiral de Robeck harekat planını tamamıyla tersine çevirdi. Karacı
komutanlarla bir görüşmenin ardından, de Robeck Denzi gücü boğazı geçmeye çalışmadan
önce Kara ordusunun kaleleri ele geçireceği bir ortak harekata karar verdi. Lord Fisher
popüler olan komutanlarla zıtlaşmamak için kararının değiştirdi. Başbakan Asquith, Lord
Kitchener ve Churchill bile hükümete de Robeck’e saldırıyı yenilemesini emretmesini
sağlayamadı. Bu karar da Gelibolu savaşları olarak bilinen faciaya yol açtı.
Çanakkale’yi savunan Türk ve Alman kuvvetleri zamanın profesyonle subaylarınca
gerekli sayılabilecek kaynaklardan yoksundular. Türkiye’deki Alman Misyonu başkanı Şubat
1915’te Türk Genelkurmayı’nın Boğazlara bir saldırı olacağına inandığını bildirmekteydi. 18
Mart yaklaştıkça Türk ve Almanların çoğunluğu Entente (İngiltere ve Fransa)’in Boğazları
sadece deniz yoluyla zorlayacağına inanıyordu. Bir Alman gazeteci 18 Mart harekatından
hemen sonra takip eden harekatların düzenlenmemesinin Türk ve Alman savunmacıları çok
şaşırttığını bildiriyordu. “Filonun kazanacağını zannediyorlardı, kendilerinin ise fazla
dayanamayacağını”
Mayın tarlaları krunmaktaydı. Çanakkale’deki Türk ve Alman savunmacıların
etkinliği krtik faktörlerden oluşmaktaydı, beton ve önemsiz tahkimatları ve kuvvetlerinin
azlığı. İlaveten güçler dengesizdi ve savunmacıların yetersiz kaynakları vardı, savunmanın
başarısınıdaki etkenler doktrin, liderlik, savaş azmi ve azimdi. Türklerin imkanlarındaki
yetersizlik sebebiyle mayın tarlaları Çanakkale savunmasında Alman taktik doktrininde baş
element olmuştu. İngiliz donanmasının Kasım 1914’te dış kaleleri bombalaması Türk ve
Almanların kafalarındaki daha içerideki savunmanın arttırılması ve özellikle mayın hatlarının
korunmasının hayatiyeti düşüncesini doğrulamış oldu. 21 adet büyük çaplı sabit topa ilaveten
44 mayın tarlası Çanakkale Boğazı’nı korumaktaydı. Hareketli bataryalar ise arama ışıkları
yardımıyla önceden belirlenmiş alanları mayın tarama trollerine karşı bombalamaktaydı.
İngilizlerin isabetli karşı atış yapmalarını engellemek için bataryalar geceleri sahile getiriliyor,
gündoğumuyla içerilere çekiliyordu. 3 Mart’tan itibaren savunucular İngilizlerin kafasını daha
da karıştırmak için çoğunlukla eski su borularından oluşan sahte bataryalar yerleştirmeye
başladılar. Savunucular hedef belirlemeyi zorlaştırmak için bataryaları siyaha ve çapraz
desenli boyalı kamuflajladı ve toprak setler yaparak sahte tesisler inşa etti. Almanya’dan yeni
mayın tederiği imkansız olduğunudan, Türk sanayisince de üretilemediğinden savunucular
ilave mayınları İstanbul Boğazı açıklarına Rusların döktüğü yüzer mayınları toplayarak mayın
hatlarını takviye ediyorlardı. Mayın tarayıcılar düzenli olarak geziyorlar ve İngilizlerin
topladığı mayınların yerini Ruslardan ele geçenlerle dolduruyorlardı.
Savunmacıların güçlü tarafları Amiral de Robeck’i çok etkilemişti. Görevden ayrılma
belgesinde “ Sanırım, Türkler kolay vazgeçmeyeceklerdi, sonuna kadar savaşacaklardı (18
Mart’taki direnişten sonra)” demiştir. Kalelerdeki muhimmatın azaldığı yolundaki İngiliz
istihbaratının bilgilerinin aksine hareketli bataryalardan açılan ateşin gücü de Robeck’i çok
şaşırtmıştı. Savunmanın kalitesi onun Gelibolu Yarımadasını ele geçirmeyi hedefleyen kara
harekatına karar vermesine yol açmıştı. Amiralliğe çektiği bir telgrafta kararını sabit ve
hareketli topların çok az bir kısmının imha edilmiş olmasının ve mayınların beklenenden daha
çok hasara yol açmasının kararını etkilediğini açıklamıştır. Çanakkale Boğazı’ndaki Türk ve
Alman savunması eldeki imkanların kararlı bir yönetimle bir kıyı harekatını durdurabileceğini
göstermiştir.
Mayın tarama harekatındaki başarısızlık stratejik bir etkiye yol açmıştır. İngiliz
donanmasının başarısızlığı İngiliz ordusunun Gelibolu’da bir harekata girişmesine yol
açmıştır. Ordu ise kendi sırası geldiğinde iki başarısız çıkarma harekatı ile harekatı uzun bir
çıkmaza oturtmuştur. Ocak 1916’da İngiliz, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı birlikler
çekilirken 200 binden fazla kayıp geride bırakmışlardır. Türk savunucular ise 250 binden
fazla kayıp vermişler ancak “Gelibolu Kurtarıcı” olarak adlandırdıkları ve 1922’de Türk
Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olacak Mustafa Kemal’i bulmuşlardır. İlaveten Türk ve
Alman kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası’nın savunmasındaki başarısı Bulgaristan’ın Merkez
Devlerlere katılmasını sağlamıştır. 1916’da bir Alman ve Bulgar ordusu Romanya’yı yenerek
tüm Balkan devletlerinin kontrolünün Merkez Devletlere geçmesini sağlamıştır.
Almanya’da Denizcilik Bakanı Amiral Tirpitz 8 Ağustos 1915’te şöyle uyarmaktaydı;
“Çanakkale Boğazı’nı kaybetseydik savaş kesinlikle bizim aleyhimize biterdi”. General Erich
von Ludendorff sonraları hatıralarında şöyle diyecekti; “Boğazları alarak Karadeniz’e
açılabilseydi, Rusya ihtiyacı olan savaş malzemelerine ulabilecekti. Doğu’daki savaş çok
ciddi bir duruma gelecekti. Bu durum Boğazların ve dolayısıyla Türkiye’nin Doğu Cephesi ve
tüm genel durum için önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Amiral de Robeck harekatın ilk dönemlerinde kesinlikle fiziksel cesaret göstermişti;
18 Mart’tan sonra, moral çöküntüden rahatsızlık duyar görünümdeydi. De Robeck, Türklerin
muhimmattaki ciddi sıkıntısına rağmen “Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’ya
Müttefiklerin güç ve dayanıklılığını gösterme gerekliliği için” deniz harekatını durdurmayı
seçti. Bunda kendi komuta hatası yüzünden mayınlarca gemilerinin hasara uğramış olmasının
yansımasını görebiliriz.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 5 Mart 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın