Bilim Nasıl icat Edildi – Bilimin Kökeni

yorumsuz
369 views
Bilim Nasıl icat Edildi – Bilimin Kökeni

Bilim nasıl ve ne zaman icat edildi. Bilimsel bilgi ve bilimsel düşünce kısaca hakkında bilgi veriyoruz. Bilimin kökeni ve tarihi kısa özet olarak konu anlatımı paylaşıyoruz. Bilgiler günceldir. Başka yerde yok varsa da bizden almıştır. Ödev içinde kullanabilirsiniz. Başlayalım.

 

Bilim Nasıl icat edildi – Bilimin kökeni

Bilimin kökleri çok eskilere gitmesine rağmen, bilgi ve düşünme türü olarak nitelendirebileceğimiz ve uygarlığın bir ürünü olan bilim aslında yeni bir kavramdır. Eski çağlarda din,efsane, felsefe gibi ruhsal; el sanatları gibi günlük ihtiyaçları gidermeye yönelik uğraşlar dışında. Bugün bilim olarak adlandırılan ve özünde gözleme ve düşünmeye dayalı bir bilim anlayışından söz etmek zordur. Fakat bu uğraşlar sonucu elde edilen bilgi,teknik ve kavramlarının daha sonraki çağlarda belirgin hale gelen bilimsel kavram ve işlemlere kaynaklık ettiği de gözardı edilemez.

Aslında bilimsel düşünmenin ve icat etmenin özünde biri dünyayı anlama merakı diğerinde ise yaşamı rahat ve güvenli kılma gibi iki ihtiyaç yatmaktadır. Bu ihtiyaçlardan ilki, insanlığın tarihinde kuşaktan kuşağa aktarılan çeşitli yaşantı ve beceri biçimlerini kapsayan bir teknik geleneği. İkincisi de insanoğlunun duygu, inanç ve düşüncelerini içinde toplayan bir ruhsal geleneği oluşturmuştur. Bu iki gelenek başlangıçta ve uzun süre farklı ellerde birbirinden ayrı kalmış bunun sonucunda da karşılıklı etkileşme olanağı bulamamıştır.

Modern Bilim Nasıl Ortaya Çıktı

Eski yunan uygarlığının en parlak dönemlerinde bile, uğraşıları el becerilerine, basit teknikleri kullanan zanaatkarların, öte yandan duygu inanç ve düşünce dünyasını oluşturan şair, politikacı ve filozofların yer aldığı görülmektedir. Bu ayrılık orta çağ boyunca sürmüş ancak, yeniçağ başında ortadan kalkmaya başlamıştır. İki geleneğin birleşmesi ve karşılıklı etkileşmesi sonrasında modern anlamda bilim ortaya çıkmaya başlamıştır. Bilimsel düşünme ve araştırma çabasının, iki geleneğin, deneye olanak veren teknik becerilerle, kavramsal düşünmeye yol açan teorik çalışmaların etkili bir kaynaşmasına dayanmaktadır. İnsanın doğaya hükmetme istek ve anlama çabası insanlık tarihi kadar eskidir. Modem bilimin doğuşu bu iki isteğin birleşmesini beklemiştir. Bununla beraber ilk insanın yaşamında bile bu iki isteğin tamamen ayrı olduğunu söylemek oldukça zordur. Çünkü, ilk insanlar insan doğa ile ilişkisinde basit teknik becerilerini kullandığı kadar, büyü türünden bir takım akıl dışı sayılabilecek yollara da başvurmuşlardır.

Aslında büyününde amacı doğayı etkilemektir: yanında ölmekte olan hastaları iyileştirmek,beklenen doğal felaketleri önlemek, düşmanların yok olmasını sağlamak v.b. Aynı amacı, dünyanın varoluşu ve düzeni ile ilgili çeşitli kültürlerde yer yer sürüp gelen efsane türünden masal veya hikayelerde de bulabiliriz. Güneşin, ayın ve yıldızların yaradılış ve var oluş nedeni insanoğlunun yaşam ve ölüm karşısında duyduğu korkuyu giderme, aradığı güveni ve rahat sağlama olarak hayal edilmiştir. Gerçi büyüde bile doğanın istediğe göre değişmediği,bazı yasalara boyun etmesi gerektiği düşüncesi hep vardı. Ateşin daima yaktığı, suyun ıslattığı, güneşin parlak olduğu, kışların soğuk,yazların sıcak gitme gerçeğinden, ilk insanlar da kendilerini kurtarmayacaklarını bilirlerdi. Bununla birlikte büyü ve efsane doğrudan bilimin doğmasının nedeni değildir. Bilimin doğuşuna, doğayı kontrol etme çabası yanında anlama ve bilme tutkusuna neden olmuştur.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 4 Nisan 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın