Atatürk’ün Lozan Barış Antlaşması Hakkında Konuşması

yorumsuz
466 views
Atatürk’ün Lozan Barış Antlaşması Hakkında Konuşması

 

Merhaba bu yazımızda Lozan anlaşması , Atatürk’ün Lozan barış konferansı hakkında hakkında konuşmasını sizlerle paylaşıyoruz. Atatürk Lozan Barış Antlaşması hakkındaki konuşmasını izmir basın mensuplarına verdiği demeçte anlatmıştır. Peki bu konuşmada belirttiği şartlar nelerdir , nelerden bahsetmiştir. Açıklayalım.

 

 

 

 

LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI HAKKINDA KONUŞMASI (26.07.1927)

Gençliğin gerçek gösterişinden pek duygulandım. Lozan Antlaşması imzası gününün millî bayram kabul edilmesin uygundur. Lozan Barışı, Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Türk milleti için siyasal bir zafer oluşturan bu antlaşmanın Osmanlı tarihinde eşi yoktur. Milletimiz bununla hakkıyla övünebilir ve Türk milleti yüksek bir eseri olan bu antlaşmanın yüksek kıymetini bilmesi gereken gençliğine bunu geçmişte kararlaştırılmış antlaşmalarla karşılaştırmasını önermelidir. Bu nedenle Lozan görüşmelerinde her türlü siyasal mücadelelere göğüs vererek sonucu elde etmede büyük bir anlayışlılık göstermiş olan İsmet Paşa’yı yücelterek anmak görevimdir.

 

Atatürk’ün Lozan Barış Antlaşması Hakkında Gazeteye Konuşması

Gazeteci: Herkesin kaygıyla ilgilendiği Lozan Konferansı’nın kesintiye uğraması ihtimali var mıdır? Ve kesintiden ne gibi sonuçlar doğabilir, bu konuda fikriniz?

Atatürk :Biz de Lozan Konferansı’nı dikkatle izliyoruz. Çünkü biliyorsunuz, konferansa çağrıldığımız zaman ordularımız tüm dünyayı şaşırtacak ve tüm dünyanın mecburi olarak beğenisini kazanacak çok parlak ve çok kesin bir üstünlüğün sahibiydiler. Askerî hareketinizi erteleyebilecek karşımızda hiçbir engel kalmamıştı. Buna karşın, İtilâf Devletleri’nin iyi niyetine ve önerilerinin içtenliğine inanarak, ordularımızı durdurarak çok insanî duygularla delegeler kurulumuzu Lozan’a gönderdik. Bizim bu harekâtımızı eleştiren dostlarımıza İtilâf Devletlerinin artık iyi niyetlerine güvenebileceği düşüncesini söyledik. Yazık ki tüm içtenliğimize ve gerçekçiliğimize karşın, bugüne değin uzayıp gelen konferansın son aşaması hakkında İtilâf Devletleri’nin düşüncesinde değişiklik olmadığını, hâlâ eski Osmanlı devletini boğazlayan ve milletimiz için en güçlü ve en yok edici bir uyandırma vuruşu olan eski davranış biçimini başka şekilde yeni Türkiye Devletine kabul ettirmek istiyorlar, son dakikaya kadar İtilâf Devletlerinin hak ve gerçeği kabul etmelerini beklemekle birlikte tüm medeniyet dünyasının içten ilgisine karşın savaşı sürdürme sorumluluğundan çekinmezlerse bilmeli ki, hükümetimiz vatan ve millete karşı üstlendiği görevi iyi bir şekilde bitirebilmek için başvurmaya mecbur olduğu tedbirleri düşünmekten ve almaktan bir an geri kalmamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti üyeleri eski Osmanlı Hükümeti üyeleri ile kıyaslanmak istenilirse ve bundan çıkacak sonuçlara göre davranılırsa, bu davranış biçiminin kesinlikle hatalı olacağına şimdiye kadar tüm dünyanın şahit olduğu olaylar en yakın ve açık kanıtlardır. Yeni Türkiye devlet adamları uyuşuk ve kuruntulu değildir. Kendini bildiği kadar karşısındakileri de bilir. Kendi yapacağını önemsediği kadar karşısındakilerin de yapabileceğini göz önüne alır.

 

Gazeteci: Milletler Cemiyeti’nin Paris’te toplanacağı söyleniyor. Eğer Milletler Cemiyeti Musul hakkındaki San-Remo kararını değiştirmezse hükümetimiz ne yapmak niyetindedir?

Atatürk: Musul ili Türkiye devletinin millî sınırları içindedir, buralarını anayurttan koparıp şuna buna armağan etmek hakkı kimseye ait olamaz. Milletler Cemiyeti ile bu meselenin ilgisi yoktur.

 

Gazeteci: Öteden beri millî harekât, Fransa Dışişleri Bakanlığının yarı resmî yayın organları olan Tan ve daha bazı Fransız gazeteleri destekledikleri hâlde, Lozan’da Fransız delegeler kurulunun kanunî ve haklı isteklerimizin kabul edilmemesi konusunda gösterdiği çelişkili davranışları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Atatürk: Doğrusu Fransız delegeler kurulunun davranış ve hareketine bakılırsa, bu kurulun Fransız milletinin duygu ve düşüncelerine tercüman olmadığı düşüncesi uyanır. Bunun nedenini bulmak güç değildir. Hatta kolaylıkla herkes kestirebilir. Açıkça söylemek gerekir ki, biz Fransız delegeler kurulundan bu yolda bir davranışı beklemezdik.

 

Gazeteci: İtilâf Devletleri görüşmeleri keserlerse, askerî hareket olur mu? Yoksa diplomatik yollarla çözüm yolu aramakla mı vakit geçirilir?

Atatürk: Uzun süre hareketsiz kalmayı gerektirecek olan diplomasi yolu şimdiye kadar denendiğine göre hiçbir sonuç vermez.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 10 Kasım 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın