Aşık Tarzı Türk Edebiyatı – Ödev

yorumsuz
434 views
Aşık Tarzı Türk Edebiyatı – Ödev

Aşık Tarzı türk edebiyatı özellikleri , temsilcileri , eserleri , yazarları , nazım şekilleri ve önemli bilgileri kısaca paylaşıyoruz. Ödev için kısa özet hale getirilmiştir.  Bilgiler güncel kütüphane kaynakçalı bilgidir. Ödev için kullanabilir tek sayfa çıktı alabilirsiniz. Başlıyoruz..

 

Aşık Tarzı Türk Edebiyatı Hakkında Bilgi

Şiirini, aşk, doğa, kahramanlık gibi konularda, sazıyla birlikte söyleyen şairlere İslâm’dan önce “baksı”, “kam”, “şama” denilirken, İslâm’ın kabulünden sonra “âşık” ya da “saz şairi” denmiştir. Âşık, bir yönüyle eski destan (epope) geleneği sürdüren, ama başka bir yönüyle “sevda şiirleri” (lirik türden şiirler) söylemekle görevlenmiş bir sanatçıdır.

Bu âşıkların oluşturduğu edebiyata da “Aşık Tarzı Türk Edebiyatı” denir. Aşık Tarzı Türk Edebiyatı (şiiri), Anadolu’da XVI. yüzyıldan sonra daha önce de var olmasına rağmen  anonim halk şiirinin etkisinde gelişen ve saz şairlerinin meydana getirdiği bir edebiyattır.

Önceleri anonim halk şiirinin etkisinde ve dili sade iken zamanla klâsik şiirin etkisine girmeye başlamış ve dili de buna paralel olarak kısmen sadeliğini kaybetmiştir. Âşık edebiyatı şiirden ibarettir. Bu şiir din dışı bir şiirdir; âşık da denilen şairlerin kopuz, bağlama, tambura eşliğinde söyledikleri sözlü besteli edebiyat türüdür.

Gelişme alanları arasında kahvehaneler, asker ocakları, kervansaraylar, bozahaneler, tekkeler, konaklar vardır.

Halk âşığı sözünün yerine “halk ozanı” ifadesi de kullanılır. Halk âşıkları hemen her konuda sayısız eserler bırakmışlardır. Bu ürünlerin önemli bir bölümü okuma yazma bilmeyen âşıklarca irticalen söylendiği için unutulmuş bir bölümü de cönklerle, yazılı olarak korunmuştur. Âşık, Türk Halk Edebiyatında XVI. yüzyılın başından itibaren görülen şair tipidir.

Aşığın şairlik gücünü rüyasında pirin sunduğu “aşk badesini” içmekle ve “sevgilisinin hayalini” görmekle kazandığına inanılır. Rüyada genellikle âşık adayının karşısına bir sevgili veya saz çıkmaktadır. Rüyaların süsü aksakallı bir derviş ve bazen bir, bazen üç dolu bardaktır.

Bardağın rüyada tas hâlinde görülmesine de sık sık rastlanır. Ozanlara rüyada sunulan tasların içindeki mayilere “aşk dolusu” denir. Fars Edebiyatı’nın etkisiyle bâde adını da almaktadır. Bunlar; erlik, pirlik ve aşk badesi diye adlandırılırlar. Aşıklar, saz şairliğini usta âşıkların yanında öğrenir, sonra onlardan mahlâs alarak diyar diyar gezmeye, ellerinde saz şiirler söylemeye başlarlar.

Aşıklarımız genellikle bir usta âşığın yanında yetişirler. Ondan hem usta deyişlerini hem de sanatın icrasına ilişkin yol ve yöntemleri öğrenirler. Âşık meclislerinde, kahvelerde bu ustaların sanatlarını icra ediş biçimlerini yeterince kavradıktan sonra, ustalaşan ozanlarda kendilerine çırak alırlar ve gelenek bu şekilde devam eder.

Aşık Tarzı Türk Edebiyatı Temsilcileri – Sanatçıları

13. yüzyıl: Yunus Emre

16. yüzyıl:Pir Sultan Abdal, Köroğlu

17. yüzyıl: Karacaoğlan, Âşık Ömer, Gevherî,

19. yüzyıl: Dadaloğlu, Dertli, Erzurumlu Emrah, Batburtlu Zihni, Seyrani,

20. yüzyıl: Âşık Veysel, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlı ova, Yaşar Reyhani, Sefil Selimi.

Aşık Tarzı Türk Edebiyatı Şiir özellikleri

NAZIM ŞEKİLLERİ
Koşma, Semai, Varsağı, Destan.

NAZIM TÜRLERİ
Güzelleme, Koçaklama, Taşlama, Ağıt.

 

Aşık Edebiyatı Özellikleri

a) Aşık edebiyatı şiir ağırlıklı bir edebiyattır.
b) Âşık veya saz şairi denilen sanatçılar tarafından daima müzik eşliğinde söylenir.
c) Âşıklar, bu edebiyatın mensur kısmını oluşturan halk hikâyelerinin oluşumu, gelişimi ve aktarılmasında da önemli rol oynarlar.
d) Şiirde nazım birimi dörtlüktür.
e) Koşma, semaî gibi nazım şekilleri ile güzelleme, koçaklama, ağıt ve taşlama türlerinde şiirler yazılmıştır.
f) Yaygın olarak hece ölçüsü kullanılmıştır.
g) Klâsik edebiyatın etkisiyle, aruz ölçüsü ve beyitlerden oluşan divan, kalenderi gibi nazım şekilleri de kullanılmıştır.
h) Aşık tarzı türk edebiyatı doğaçlamaya (irtical) dayanır. Âşıklar, eserlerini bir ön hazırlık olmaksızın, doğrudan sözlü olarak meydana getirirler.
ı) Söylendikleri, yaşatıldıkları devir ve çevrenin yaygın Türkçesi kullanılmıştır.
j) Dinî-tasavvufî edebiyatın etkisinde kalmıştır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 1 Mart 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın